Oyun, genelde de neredeyse yaşantımızın tüm alanlarına yayılmış bir oluşum olması ile birlikte, bünyesine baktığımızda çerçevesinin ve kurallarının önceden belirlenmiş olmasına rağmen, sonuçlarının katılımcısının veya katılımcılarının performansına bağlı olması en önemli özelliğidir. Bu da süreci, hem katılan hem de izleyen açısından eşsiz bir serüven haline getirebilmektedir. Bu yılki yapılacak olan çalışmalar bu çerçeveden bakışla beton üzerinden betonla oyun olarak ele alınacaktır. Bu temel çerçeveye ait alt açılımlar da “Tekrar” ve “Farklılaşma” olarak belirlenmiştir.

Birinci ve İkinci Gün

Oyun neydi?... Nasıl kurulurdu?... Hayatımızdaki yeri neydi? Niye oyun oynanırdı? Oyundaki heyecan nereden kaynaklanırdı?... Tüm bu soruların cevapları için uzun söyleşiler yapıldı... 

Tüketen-üreten yanları, çeşitleri ve bunlar gibi oyun üzerine söylenebilecek tüm sözler birinci ve ikinci günün gündemini oluşturdu.

Genel olarak hemfikir olunan bazı kabuller vardı. Evcilik, doktorculuk gibi TEMSİLİYET temelli oyunlar, adeta bir tiyatro sahnesindeymiş gibi hissettirir; futbol, basketbol gibi fiziksel; tavla, satranç gibi zihinsel KARŞILAŞMA temelli oyunlar ise, karşımızdaki rakibi yenerek egolarımızı tatmin etme amacıyla oynanırdı.

Parça ya da bütün olarak karşımıza çıkabilirdi. Var olan üzerinden üretilebilinirdi. Aslında önemli olan kurguydu. Oyun bu kurgunun içerisinde kendini var edebilirdi. Oyun için yapılan bu düşünsel analizler sonucu, sıra beton ile oyun ilişkisindeki yeni arayışlara geldi.

Üçüncü Gün

Üçüncü güne gelindiğinde 20 öğrenci 4 gruba ayrıldı. Betonla oyun başlamıştı ve ilk fikirler sunuldu. Karşılaşmanın asıl yaşandığı nokta da bu ilk sunumlar oldu. Çünkü işin içine beton girmişti ve kavramsal tartışmalarda, oyun bir anda yerini beton gibi bir malzemenin irdelenmesine bırakmıştı.

Beton hayatımızın her noktasında (ki özellikle de kentlerde) bir vazgeçilmezi oynuyordu. Beton, sahip olduğu imkânlar göz ardı edilerek, hatta diğer insanlarda olumsuz bir imge yaratacak kadar düşünülmeden kullanılan bir malzemeydi. Genç mimarların “yeni” olanı arama çabaları ise, betona hak ettiği yeri sunabilecek bir girişimdi aslında. Dolayısıyla da masif ve rijit bir malzeme olan beton oyunla ilişkilendiğinde çıkacak sonuçlar da heyecan verici olacaktı. Nitekim oldu da... Eleştirilerin hemen ardından hızlı bir tasarım sürecine girişildi ve gruplar fikirlerini şu şekilde geliştirdi:

Gruplar parça ya da bütün olma durumlarını ayrı ayrı kullanmışlardı. Sonuç olarak ortak bir karara varıldı. Alanda bir “küre”, kurguyu tamamlayan “oturma birimleri” ve kürenin hareketi temel alınarak tasarlanan bir “zemin” oluşturulması kararlaştırıldı. Tasarladıkları şeylerin ürüne dönüşmesi için gerekli olan araçları da tasarlamak zorundaydılar. Zemine uygulanacak tasarımdan vazgeçmeye karar verdiler. Sadece küre ve küpler yapılacaktı. Kürenin betondan olması, ağırlığı ile ilgili sorunları da beraberinde getiriyordu. Betonun nasıl hafifletileceği, uzun uzun tartışıldı.

Küre sınırsızlığına müdahale edilmediği sürece harekete imkân veren bir forma sahip olduğundan, alan içerisindeki hareketinin sınırları arandı. Tek bir kalıpta küreyi oluşturma isteği ortamın heyecanını artırdı. Pürüzsüz bir yüzey isteniyordu. Kürenin biçimsel yapısının etkileyici ve zorlayıcı olduğuna karar verildi. Bu, dünyada, oyuncağı küre formunda olan yüzlerce oyunun bir başka versiyonuydu. Burada tek bir küre var olacaktı. En önemlisi de betondan bir küre olmasıydı. Bu kalıplar üzerine fikir üretme süreci bile oyunun kendisine dönüştü.

Dördüncü ve Beşinci Gün

Malzemeler hazırlanana kadar cumartesi ve pazar günleri dinlenerek geçecekti. Cumartesi Sapanca Gölü, Yuvacık Doğal Gezinti Alanı ve Değirmendere gezildi.

Altıncı Gün

Saha kıyafetlerini giyerek çalışmaya başlayan öğrenciler şantiye şefi seçerek ekiplere ayrıldılar. Kalıplar hazırlanmaya başlandı. Oturma birimleri aynı boyutlarda ve küp formunda olacaktı. Bir arada ve ayrı ayrı olduklarında farklı oyunlar sunan, alan içinde kolaylıkla taşınabilen birer oyuncak olmalıydılar. Bu süreç bittiği zaman oyunun ikinci aşaması başlayacaktı. Yapılan oyuncaklarla ötekilerin nasıl ilişkileneceğini üzerine varyasyonlar üretildi.

Küplerin kalıpları hazırlandı. Hacimsel aynılığı koruyup, dokusal farklılıklar yaratmak istediklerine karar verdiler. Her küp içi boş şekilde kurgulandı. Küplerin yüzeylerine, iplerle, çuval parçaları ve birçok farklı malzeme ile üç boyutlu dokular hazırlandı. Küplerin her bir yüzeyindeki doku, hazırlayanın kurgusuna göre değişiyordu.

Yedinci Gün

Kalıplar ve gerekli diğer malzemeler ile Kocaeli Nuh Beton Tesisleri’ne gidildi. Tesislerde yetkililer betonun nasıl hazırlandığı ve katkı malzemeleri ile ilgili öğrencilere bilgi vererek öğrencilerle beraber uygulamalar yaptılar.  Öğrenciler belki de meslek hayatlarında hiç beton harcı hazırlamayacaklardı, ama bu malzemeyi tanımak müthiş bir deneyim oldu. Beton dökümleri de bittikten sonra sonucu beklemek betonla oyunun en heyecan verici kısmı oldu.

Sekizinci Gün

Kalıplar açılmaya başlandı. Karşılarına çıkan sonuçlar tüm süreci özetler gibiydi. Betonart 2008 Yaz Okulu, yarısı maddede tümü ise düşünsel anlamda bitmiş küresi ve dokuları ile ve hazırlayan her kişinin oyunu ile şekillenmiş 10 adet küpü ile birlikte son bulmuş oldu. 

Oyunların, kuralları vardır. Oyuncaklar ve oynayanlarla ilişkisi tam da bu noktada cevap bulur. Bu karşılaşmada oyuncaklar belliydi ve özne, oyuncu olmak durumundaydı: Oyuncağını nasıl yönlendireceğini bilen “oyuncu” oyunu kazanır. Hamle üzerine düşünüldüğünde, sonuç muhtemelen olumludur. 

Betonart 2008 Kocaeli Yaz Okulu; yarısı maddesel, tümü ise düşünsel anlamda bitmiş küresi ve dokuları, hazırlayanların oyunu ile şekillenmiş 10 adet küpü ile birlikte son bulmuş oldu. Süreç bitmişti ama kürenin yapımı bitmemişti. Ancak oyun devam ediyordu, bitirmek için tekrar bir araya gelinmesine karar verildi.

Küratör

Murat Uluğ

Moderatörler

Burak Altınışık
Deniz Güner
Yeşim Elif Özgen Kösten
Gül Köksal
Mehtap Özbayraktar
Ferhan Yalçın

Katkıda Bulunanlar

Gökben Ekinci (Davetli Konuşmacı)
Gülhis Duygun (Raportör)

Destekleyenler

Kocaeli Üniversitesi Mimarlık Bölümü
Nuh Beton
Arkitera.com

Katılanlar

Etem Özkul | Beykent Üniversitesi
Tansu Uzunoğlu | Dokuz Eylül Üniversitesi
Hidayet Cengiz | Erciyes Üniversitesi
Gürkan Topaloğlu | Karadeniz Teknik Üniversitesi
Safa Dağıtmaç | Kocaeli Üniversitesi
Emrullah Erol | Mersin Üniversitesi
Abdulsamet Sayın | Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi
Mete Gürsoy | Dokuz Eylül Üniversitesi
Ufuk Eke | Çukurova Üniversitesi
Lory Zakar | Mimar Sinan G. S. Üniversitesi
Aysenem Yassa | Doğu Akdeniz Üniversitesi
Hayriye Öztürk | Erciyes Üniversitesi
Arzu Tuğrul | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
Aslı Nur Pektaş | İstanbul Teknik Üniversitesi
Ezgi İşbilen | İzmir Yüksek Teknoloji Enstitütüsü
Merve Köseoğlu | Kocaeli Üniversitesi
Ezgi Eren | Mimar Sinan G. S. Üniversitesi
Figen Güler | Selçuk Üniversitesi
Volkan Dalağan | İzmir Yüksek Teknoloji Enstitütüsü
Efkan Ermiş | Kocaeli Üniversitesi